İstihareye Yatmak İçin Hangi Dua Okunur? Etik, Epistemoloji ve Ontoloji Perspektifinden Bir Felsefi İnceleme Felsefi Bir Bakış Açısıyla: Karar ve Bilgi Arayışı Felsefe, insanın düşünce dünyasına yön veren, sorulara derinlemesine bakmamızı sağlayan bir yolculuktur. İnsan, dünyadaki yerini ve eylemlerinin anlamını sorgularken, kendisini hem etik hem de ontolojik düzeyde sürekli bir karar verme sürecinde bulur. İstihareye yatmak da bu karar verme sürecinin bir parçasıdır; kişinin hayatındaki belirsizlikleri aşma ve doğru yolu bulma çabasıdır. Ancak, bu eylemin derinliği yalnızca dua etmekle sınırlı kalmaz. Etik, epistemoloji ve ontoloji gibi felsefi perspektiflerden bakıldığında, istihare, bireyin bilgiye nasıl eriştiği ve varoluşsal anlam arayışıyla ilişkilidir. Peki,…
4 YorumEtiket: bir
Katiyen olmaz ne demek? Bilimsel merakla bir dil meselesine bakmak Bazı kelimeler vardır ki, günlük konuşmalarımızda fark etmeden kullanırız ama derinlemesine düşündüğümüzde büyük anlam katmanları barındırır. “Katiyen olmaz” da işte onlardan biri. Hepimiz duymuşuzdur: “Katiyen olmaz!” — bir anne çocuğuna söyler, bir patron çalışanına, bir bilim insanı meslektaşına… Ama bu ifade sadece bir “hayır” değil; psikolojik, kültürel ve dilbilimsel olarak da zengin bir mesaj taşır. Gelin şimdi bu iki kelimelik güçlü ifadenin ardındaki anlam dünyasını bilimsel bir merakla keşfedelim. “Katiyen olmaz” ne demek? Dilbilimsel kökenlere kısa bir yolculuk Katiyen kelimesi Arapça kökenlidir; “kat’î” yani kesin, mutlak, şüpheye yer bırakmayan anlamına…
8 YorumYer Fıstığı Diğer Adı Nedir? Eğitimde Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü Üzerine Bir Pedagojik Yaklaşım Öğrenme, insan hayatında bir dönüştürücü güce sahiptir. Her yeni bilgi, bir pencereden dışarı bakmak gibi, dünyaya farklı bir açıdan bakmamızı sağlar. Eğitimciler olarak, bu gücü yalnızca bireylerin zihinsel gelişimini değil, aynı zamanda toplumsal yapıları, kültürel bağları ve çevresel farkındalıkları da şekillendiren bir etki alanı olarak görmekteyiz. Bir şey öğrenmek, yalnızca bir bilgi parçası edinmek değildir; bu, dünyayı yeniden inşa etme, anlamaya çalışma ve sonunda toplumsal değişimi harekete geçirme sürecidir. Bu yazıda, basit bir gıda maddesi gibi görünen yer fıstığı üzerinden öğrenme teorilerini ve pedagojik yöntemleri tartışacağım. Yer…
4 YorumVoleybol Cümle İçinde Nasıl Yazılır? Dil, kültürün ve düşüncenin en güçlü yansımasıdır. Her kelime, bir anlam taşımanın ötesinde, bir dünyayı, bir bakış açısını ve bir yaşam biçimini ifade eder. “Voleybol” kelimesi de bu anlamda, sadece bir spor dalını değil, aynı zamanda bir takım ruhunu, stratejiyi ve disiplini simgeler. Peki, bu kelimeyi cümle içinde nasıl kullanabiliriz? Bu yazıda, “voleybol” kelimesinin tarihsel arka planından günümüzdeki kullanımına kadar geniş bir perspektifte ele alacağız. Voleybolun Tarihsel Arka Planı Voleybol, 1895 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde William G. Morgan tarafından icat edilmiştir. İlk başta “mintonette” olarak adlandırılan bu oyun, badminton ve basketbolun birleşimi olarak tasarlanmıştır. Zamanla…
8 YorumTelefon Nereden Güncelleniyor? Edebiyatın Diliyle Yenilenmenin Hikâyesi Bir edebiyatçının gözünde kelimeler, sadece anlatmak için değil, dönüştürmek için vardır. Bir metin, yazıldığı anda donmuş bir yapı değildir; her okunuşta yeniden yazılır, her okurda başka bir anlam bulur. Bu yüzden “Telefon nereden güncelleniyor?” sorusu, yalnızca teknik bir merak değil, modern dünyanın ruhunu anlatan sembolik bir cümledir. Çünkü artık güncellemeler yalnızca cihazlarımızda değil, dillerimizde, düşüncelerimizde ve duygularımızda da gerçekleşiyor. Edebiyatın Güncellemeleri: Dilden Duyguya Yeni Sürüm Edebiyat tarihi, sürekli bir yenilenme hikâyesidir. Homeros’un sözlü anlatısından Virginia Woolf’un bilinç akışına, Orhan Pamuk’un çok katmanlı metinlerinden Zadie Smith’in dijital çağ romanlarına kadar her dönem, kendi dilini…
8 YorumHüngür Hüngür Ağlamak Ne Anlama Gelir? Felsefi Bir Deneme Giriş: Felsefi Bir Bakış Açısıyla Duyguların Anlamı Felsefe, insanın varoluşu, dünyadaki yeri ve içsel deneyimlerini anlamaya çalışan bir düşünsel süreçtir. Filozoflar, bir bireyin dünyaya bakış açısını, deneyimlerini ve bu deneyimlerin anlamını derinlemesine sorgulamışlardır. Duygular, bu düşünsel yolculukta önemli bir yer tutar. Özellikle “hüngür hüngür ağlamak” gibi güçlü bir duygu ifadesi, insan ruhunun derinliklerine işaret eder. Peki, bu tür bir ağlamanın anlamı nedir? Felsefi bir bakış açısıyla, bu soruyu etik, epistemoloji ve ontoloji perspektiflerinden incelemek, duygularımızı daha derinlemesine kavramamıza olanak tanıyabilir. Etik Perspektif: Ağlamanın Ahlaki Yönü Etik, doğru ve yanlış, iyi ve…
8 YorumKara Tahta Dizisi Hangi Diziden Uyarlama? Farklı Bakış Açılarıyla Derinlemesine Bir Analiz Bazen bir diziyi izlerken sadece hikâyeye değil, o hikâyenin nereden geldiğine de takılırım. Eğer sen de benim gibi konulara farklı açılardan bakmayı seven ve fikir alışverişinden keyif alan biriysen, bu yazı tam sana göre. Bugün “Kara Tahta” dizisinin hangi diziden uyarlama olduğunu konuşurken yalnızca cevabı vermekle kalmayacağız; aynı zamanda farklı düşünce tarzlarını da karşılaştıracağız. Çünkü bir yapımı anlamak, sadece senaryosunu değil, arkasındaki yaklaşımı da çözmekten geçer. — Kara Tahta Dizisi Gerçekten Bir Uyarlama mı? Öncelikle en temel sorudan başlayalım: “Kara Tahta” bir uyarlama mı? Cevap: Hayır. TRT 1…
6 YorumKaç Çeşit Türkü Vardır? Sayılara Sığmayan Bir Hafızanın Peşinde Şöyle oturup dost meclisinde, birinin bağlamayı akort ederken diğerinin çayları tazelediği anları bilirsiniz. Tam o esnada sorulur: “Peki, kaç çeşit türkü var?” Ben de her seferinde gülümserim; çünkü bu soru rakamla değil, hikâyeyle cevap ister. Türkü dediğin, köy meydanından şehir apartmanına, düğün salonundan metrodaki kulaklığa uzanan canlı bir nefestir. Saymaya kalkınca ya birini eksik bırakırsın ya da fazlasıyla kabına sığmaz; çünkü türkü, biz nereye gidersek oraya taşınır, orada çoğalır. Neden “Kaç Çeşit?” Sorusu Zor Bir Sorudur? Türküler yazıya geçmeden önce kulaktan kulağa taşınan, her uğradığı elde yeni bir süs, her yeni…
2 Yorum19 Şubat 1932: Türk Hava Kurumu’nun Doğuşu Bir soğuk kış sabahıydı, 19 Şubat 1932… Gün, o kadar sade ve sıradan bir gündü ki; zamanın kaybolmuş dokunuşları gibi. Ancak, o günde tarih yazıldı. Kadınların nazik elleriyle dokunduğu; erkeklerin ise kararlı adımlarıyla inşa ettiği bir hayalin gerçeğe dönüşme anıydı. 19 Şubat 1932, Türk Hava Kurumu’nun kurulduğu gündü. Ve işte bu tarih, bir milletin yükselişe geçen yıldızının simgesiydi. Bir zamanlar uçmak, sadece hayallerde var olan bir şeydi. Fakat 1932’de, havacılık bir idealle birleşmişti; ve bu idealin peşinden gitmeye karar verenler, Türk Hava Kurumu’nu kurarak Türk milletinin gökyüzüne doğru kanat açmasını sağladılar. Bir Karar,…
2 YorumMerhaba sevgili okuyucular! Bugün sizlere biraz değişik, eğlenceli ve belki de ‘çok teknik’ ama bir o kadar da ilginç bir soruyu ele alacağım: “MG3 hafif makineli mi?” Evet, evet, doğru okudunuz! Şimdi, kafanızı karıştıran bu soruyu biraz mizahi bir bakış açısıyla ele alalım. Hazırsanız başlayalım, çünkü işler bir hayli eğlenceli olabilir! MG3 Hafif Makineli Mi? Ya Da Sadece “Makineli” Mi? Düşünün bir, MG3’ü duydunuz, değil mi? Hani şu askeri malzeme satan mağazalarda denk gelmediğiniz, biraz da “aa, bu ne kadar havalıymış” dediğiniz o silah. Peki, aslında MG3 gerçekten “hafif makineli” bir silah mı, yoksa sadece böyle göz alıcı bir isimle…
2 Yorum