Göktasi Birleşik mi?
Kayseri’nin merkezine adım attığınızda, kış aylarında bile etrafı saran o soğuk havanın, insanın içini saran bir sıcaklıkla karıştığını hissedersiniz. Şehir, göründüğünden çok daha fazlasını saklar içinde. Tüm o tarihi yapılar, dağların eteklerinde yavaşça yükselen beyaz evler, sokaklarında yankı bulan çocuk kahkahaları… Bunlar hep var ama insan, bazen şehri daha derin bir şekilde anlamak için zamanın kendisiyle tanışmak zorunda kalır. Benim için, o tanışma Göktasi ile oldu.
Bir Anın İçindeki Kaybolmuşluk
İlk kez Kayseri’de doğrudan gökyüzüne baktım, o kadar netti ki. Gökyüzü, mavi, gri, beyaz arasında kaybolmuştu. Ama sadece renk değil, bir şeyler vardı. Bu şehrin havası bana hep bir tür karmaşa ve huzur arasında gidip gelmeyi çağrıştırdı. Her zaman bana “göktasi” hakkında sorular sorulurdu. O gün, kaybolmuş bir çocuğun zihninde bir yer bulmaya çalışırken, “Göktasi birleşik mi?” diye sordum kendime. Ve o an, sanki her şey bir anda netleşmişti.
Birkaç yıl öncesinde, bir dostumla yürüyüşe çıkmıştık. O zamanlar daha genç, her şeyden umutluydum. Yavaşça tırmanıyorduk o eski Kayseri sokaklarında. Kayseri’nin meşhur yemekleri, tatlıları, ve bilmediğimiz daha çok şey hakkında konuşuyorduk. Bu şehri seviyorum ama bir yanımda, içimde hep bir boşluk vardı. Göktasi’nin birleşik olup olmadığı, sanki benim kişisel bir sorunum olmuştu. O arkadaşım, anlamıştı. Ne zaman bu soru gündeme gelse, bir gariplik olduğunu fark ediyordu.
Kaybolmuş Duyguların Peşinden
Bir yıl önce, bir sabah kaybolan bir şeyi bulmak ister gibi bir hisle uyandım. Kayseri’nin merkezi bir sokağında yavaşça yürürken, yıllarca aklımda yer eden bu soruyu gerçekten anlamak istedim. Göktasi birleşik mi? Her şeyde olduğu gibi, bunun da bir cevabı vardı ama bu cevap ne kadar derin bir soruya sahipse, o kadar karmaşık ve uzak bir şeydi. “Birleşik mi?” sorusu da zamanla, hayatın kendisinde “birleşik” olan şeyler ve olgular üzerine düşüncelerimi ateşledi.
Yazıyı yazarken her bir harf, tıpkı kaybolmuş bir anlamı bulur gibi yerli yerine oturuyor. Kayseri’nin o karlı sabahında, yanımdaki insanın o kadar iyi bildiği bir şeyi sormam garip gelmişti. “Biliyorum, senin bu soruyu sorarken hissettiklerini… Ama unutma, her şeyin birleşik olma biçimi farklıdır” dedi. Benim için, bu hikaye birleşik olmakla ilgiliydi ama çok daha fazlasıydı.
Göktasi ve Kayseri’deki Anlamı
Hikayem ne kadar da kaybolmuş duygularla dolu olsa da, aslında çok daha derin bir anlam taşıyor. Göktasi birleşik mi sorusunun cevabı, her zaman daha büyük bir soru halini aldı. Bu şehirdeki birçok kişi için basit bir soru gibi gözükebilir ama bence bu, bir insanın kendi kimliğini sorgulaması gibi bir şeydi. Ne zaman bir konuda kafa karıştırıcı bir şey hissetsem, Kayseri’ye giderim. O sokaklar arasında kaybolurum. Kayseri’nin kendisi gibi, bu şehirde de her şeyin birleşik olup olmadığını sorgulamak istedim.
Göktasi, birleşik olmalı mıydı? O kadar fazla soruyu barındırıyordu ki içinde. Kendi hayatımda da pek çok şeyin birleşip birleşmediği konusunda kafam karışıktı. O zaman, yavaşça kendi içimde bir yolculuğa çıktım. Bu yolculuk, Kayseri sokaklarının dar köşe taşlarında değil, bambaşka bir yerdeydi: Kendi iç dünyamda. Göktasi birleşik miydi? Yoksa bizler, her geçen gün daha da fazla dağılacak mıydık? Zihnimde bu soruya verdiğim cevap, yavaşça şekillenmeye başladı.
Beklentiler ve Gerçeklik
Hayatımda her zaman mükemmel bir yan arayışı vardı. Ama Göktasi’nin birleşik olup olmadığı, mükemmel bir cevap değil, mükemmel olmayan soruların bana ne kadar öğretici olabileceğini gösterdi. O sabah, Kayseri’nin eski sokaklarında yürürken, önceki günlerin hayal kırıklıkları, belirsizlikleri ve kaybolmuş duyguları ardımda bırakmaya karar verdim. Evet, bir şeylerin birleşik olması gerekiyordu ama her şeyin mükemmel olması gerekmiyordu. İnsanın hayata tutunabilmesi için gerçeklik ve beklentiler arasındaki farkı kabul etmesi gerektiğini fark ettim.
Sonuçta Ne Oldu?
Bugün, 25 yaşında bir genç olarak, bu şehre ve Göktasi’nin birleşip birleşmediğine dair tüm düşüncelerime son bir açıklık getirdim. Göktasi, birleşmişti ama sadece o zamanlar kaybolmuş olan duygularım birleştiği için… Bu yolculuk, kişisel bir keşifti. Kayseri’nin sokakları gibi, bazen insanın hayatında yön değiştiren, kaybolmuş bir sorunun peşinden gitmek gerekiyor. Göktasi birleşik mi sorusu, sonunda belirsizlik ve güven arayışının bir yansımasıydı.
Bugün, sabah saatlerinde bir kez daha Kayseri’yi gezdim. Bu kez, daha fazla anlamı vardı. Belli ki, her şey birleşmişti ama her şeyin bir zaman çizelgesine, bir evreye ihtiyacı vardı. Göktasi’nin birleşik olmasına dair cevabım bu; hayatta her şey zamanla, kendi hızında birleşir.